Home / editor (page 3)

editor

Harf Melekleri – Hasan Ali Toptaş

Her şeyden önce ben dili bu şekilde kullanmakla mükellefim. Bu cümledeki çalışma, kullandığım malzemeye (dile), kendime ve yaptığım işe saygının bir sonucudur. Okura duyulan saygının da bir sonucudur aynı zamanda. Romanımı okurken cümlenin yapısını fark eden olursa sevinirim hiç kuşkusuz, fakat fark edilmemesine hiç üzülmem. Harf meleklerini görmek bana o cümleden alacağım en büyük hazzı yaşatmıştır çünkü. Biliyorsunuz, bir cümlenin şekliyle söylediği şey bu şekilde çakıştığında, harf melekleri gelir o cümledeki harflerin üstüne konar.

Read More »

Yazarın sözü, yazının sözü – Semih Gümüş

“Metnin iç aklı” diyor Hasan Ali Toptaş. Bu da onun yazıyla ilişkisini iyi anlatıyor. Yazacağı roman için gerek duyduğu bilgileri alıp içselleştirirken, o bilgiyi unutmamak yazarın başına bela olabilir.“Başka bir deyişle,” diyor Hasan Ali Toptaş, “bir metinde her şey yazılmadan önce düşünülmüşse, her şey aklın menzilinde olup bitiyorsa o metin sağlıksız bir metindir. Bu durumda, metnin iç aklı bile hiçe sayılmıştır çünkü.”

Read More »

Başlarken Yalnızsın Bitirdiğinde Daha Da Yalnız

Söyleşiler Kitabı Hasan Ali Toptaş Başlarken Yalnızsın, Bitirdiğinde Daha da Yalnız, Hasan Ali’yi konuşturuyor. Aklı, fikri, gecesi, gündüzü, edebiyata ve hayata dair neyi varsa… “Dili kötü kullanan bir yazar yerilmeli ama iyi kullanan övülmemeli. Dili iyi kullanmak yeter şarttır çünkü.” “Kendimi herhangi bir yere ait hissetmiyorum. Ne bir şehre, ne …

Read More »

JUNG IŞIĞINDA HEBA

Türk edebiyatının önemli yazarlarından olan Hasan Ali Toptaş, Heba adlı romanında çocukluk, askerlik, evlilik ve ölüm süreçlerinin toplamından oluşan yaşamı boyunca, aynı çocuk saflığıyla yaşayan Ziya’nın içe dönük kişiliğini işler. Bu özelliği, onun reel zamandan çok rüyaların ve fantezilerin dünyasında yaşamasına neden olur. Eşini ve doğmamış oğlunu bombalı saldırıya kurban verdikten on altı yıl sonra kentin kalabalığından uzaklaşıp yerleştiği Yazıköy, bu yönünü besler. Böylelikle doğanın içinde geçirdiği saatler bir ibadete dönüşür.

Read More »

Hasan Ali Toptaş’tan yazma üzerine 9 öneri!

1. Aklınızı meşgul eden başka bir şey varsa yazmayın, mümkünse gidip önce o işi halledin; kelimeler aklınıza takılan şeye takılmasınlar. 2. Ortak aklın çayırlarından gelen sesler çoğu zaman size sizin sesinizmiş gibi görünür; ayıklayın onları, kulak asmayın! 3. En çok hangi yazarı seviyorsanız, yazdıklarınızı sadece o yazar okuyacakmış gibi yazın; …

Read More »

“KOROYA KARŞI EN GÜZEL ŞARKI”

Şükrü Abi’nin adını ilk kez Yarın Dergisi’nde görmüştüm. Kendisini 1985’te Denizli’den Ankara’ya taşındığımda gördüm; Sanat Kurumu’nda yaptığı söyleşide dinleyiciler arasındaydım, 1987’de Ceyhun Atuf Kansu Şiir Ödülü verilirken o salondaydım ve Şükrü Abi’yi kimi vakit yazarların, şairlerin ve ressamların uğrak yeri olan Konur Sokak’taki Kardelen’de uzaktan uzağa görüyordum. Tanışmamız 1994’te, benim …

Read More »

Turkisk realistisk konfekt (Gerçekçi Türk Şekerlemesi)

Hasan Ali Toptaş är dock en så pass skicklig författare och behärskar sitt uttrycksmedel så förfaret att romanen ”De skugglösa” blir avsevärt mer än ett postmodernistiskt jonglerande. Dessa inslag förmår inte förta värdet av denna påträngande och levande skildring av en by och dess invånares öde.

Read More »

Surrealistisk och drömlik

Det är med blandade känslor jag lägger undan ”De skugglösa”. Vad hände egentligen? Var det en berättelse om en by, ett samtal på en frisersalong eller mest en drömlik fantasi?

Read More »

Gölgesizler İsveç’te

Hasan Ali Toptaş roman De skugglösa rör sig med tvära kast och långsamma glidningar mellan berättelsens olika verkligheter – mellan staden och landsbygden, mellan det naturtrogna och det surrealistiska, mellan nu och då. De skugglösa, som gavs ut i Turkiet 1995, har blivit en kultroman i hemlandet, där den även har filmatiserats.

Read More »