Home / SÖYLEŞİLER

SÖYLEŞİLER

“You Write in the Breeze of Knowledge, Not in Light of It:”

toptashasan-blog[1]

I mean, when writing, I think a person needs to have times when they leave even their own intellect behind them. Moreover, we’re not just made up of our intellects. Even as we breathe our last breath there will remain dark places inside us we still cannot reach. Those places now get a breeze from outside, receive certain signals. We must allow those signals to govern our pens. If we solely carry it out with our intellects, we leave those out.

Read More »

Hep söylerim, hakikat diye bir şey varsa ona en çok yaklaşabilenler delilerle çocuklardır.

Hasan-Ali-Toptaş

Bazı yazarların yeni romanlarını beklemek, uzun yola gitmiş bir sevgilinin dönüşünü beklemek gibidir. Hasan Ali Toptaş’ın yeni romanı Heba‘yı da, uzun yoldan dönen bir sevgili gibi karşıladım ben: Önce dokundum, doyasıya kokladım yüzünü, sonracığıma, efendime nasıl söyleyeyim; açtım yüreğimi, yüreğine Toptaş’ın, can kulağı ile dinledim yeni romanının yolculuğunu…

Read More »

Okumak istediğim romanı yazdım

20376_213_1[1]

Çağdaş Türk edebiyatının önemli yazarlarından Hasan Ali Toptaş yedi yıl süren suskunluğunu “Heba” ile bozdu. Bir dil ve kurgu ustası olarak tanınan Toptaş, yeni kitabı için “kelimelerin çağrısına uydum ve seslerini dinledim” diyor.

Read More »

“TO WRITE IS TO INTERVENE IN TIME”

hasanalitoptas-21[1]

For many people, his literature is like a magical trap: filled with shadows, loneliness, poetry, philosophy, the past and the future. He is one of the most important Turkish authors to have been influenced by existentialism; as a novelist and a poet, he fearlessly plays around with time and place. Hasan Ali Toptaş’s first novel, Bir Gülüşün Kimliği, was published in 1987 and he has continued his literary adventure ever since, with works translated into many languages.

Read More »

Yeryüzüne bir Kafka yeter ikinciye gerek yok

murat-HAT-1[1]

Hasan Ali Toptaş ya da kısaca HAT günümüzün en önemli romancılarından. Yaklaşık sekiz yıllık aradan sonra Heba romanını yayımladı. Heba şehirden kaçıp köye sığınan bir adamın; yalnızlığın, pişmanlığın, askerliğin, heder olmuş bir ömrün romanı. Son yıllarda yazarların neredeyse her yıla bir roman sığdırdığı ‘piyasada’ HAT’ın Heba’sı yavaş yavaş, sindire sindire okunmayı hak ediyor. Yazarın olağanüstü, büyülü bir dili var. Türkçe onun kaleminde bir gökkuşağına dönüşüyor; kendine hayran bırakıyor. HAT; Bilge Karasu, Oğuz Atay, Kafka gibi yazarlarla ruh akrabası. Ama kendisine “Doğunun Kafka’sı” denmesine itiraz ediyor. “Yeryüzüne bir Kafka yeter; ikinci bir Kafka’ya hiç gerek yok.” derken benzetmeyi de yersiz bulduğunu belirtiyor. Yazamamak bir tür cehennem onun için. Ama bu kaygıyı hep taşıyor. Ona göre romanın ve romancının mutlaka bir meselesi olmalı. Hasan Ali Toptaş’la yazarlığını ve son romanı Heba’yı konuştuk.

Read More »

“Asıl Kahraman Her Daim Metnin Kendisidir”

hasan-ali-toptas-624x415[1]

Hasan Ali Toptaş’la Söyleşi: Rengin Arslan; Fotoğraf: Hande Coşkan Hasan Ali Toptaş’ın yayımlanan yeni romanı “Heba”da Resul isimli karakter acı bir “durumun” ağırlığı altında şöyle diyor: “Gerçek fazlasıyla hissedildiğinde insana her vakit gerçek değilmiş gibi gelir.” Toptaş ile yaptığımız söyleşinin yarattığı duygu elbette “acı” değil, tersine bir umut aralığıydı ve …

Read More »

Başlarken Yalnızsın, Bitirdiğinde Daha da Yalnız..

hasanali_sükrü

Yazmak bence bir yalnızlıktan bir yalnızlığa yolculuk. Okuru hesaba katsan da böyle bu, katmasan da. Başka bir deyişle, bir öyküye, bir şiire, bir romana başlarken yalnızsın; bitirdiğinde daha da yalnızsın. Metinlerimdeki mahşeri kalabalıkları da ben yalnızlığın başka bir biçimi olarak görüyorum. İçinde bulundukları metnin vazgeçilmez bir malzemesi ya da kurgunun temel bir parçası gibi gözükseler de (ki öyledirler, öyle kılınmışlardır), bu mahşeri kalabalıkların, ruhsal yapımdan kaynaklanan, benim bile farkına varmadığım çok daha başka nedenleri de olabilir tabii.

Read More »

Hasan Ali Toptaş’la Söyleşi-Gürsel Korat

H.Ali+ve+Ben+2007[1]

'Kendi halimce roman yazmaya çalışan biriyim ben' diyor Hasan Ali Toptaş, 'Ne yaptığımı tam olarak bilmiyorum. İlk romanım 'Sonsuzluğa Nokta'dan sonra, mekânın duyularla kavranabilir bir tanımından uzak durduğumun farkında değilim sözgelimi. Bilinçsizlik kılığına bürünmüş uzak bir bilinçle yazılıyor sanıyorum. En azından ben bunun böyle olması gerektiğine inanıyorum'

Read More »

Latife Tekin + Hasan Ali Toptaş: “Yazara dil gerekmez!”

latife-tekin-hasan-ali-toptaş-egoist-okur-gulenay-borekci[1]

Latife Tekin: “Yazdığım kitaplar beni bir yere getirdi. Geldiğim yer çok sakin bir yer. Burada roman olmasa da olur gibi geliyor artık bana. Artık iyiyim, yaşamaya başladım duygusu… Çocukluğumdaki gibi bir coşkuyu yakaladım galiba ve bu, çok acılı bir sürecin sonunda oldu. Evet, yazmak da bırakılabilir. Keşke bırakılabilse hatta. Ama zor. …

Read More »